İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesi, “resmî belgede sahtecilik” suçundan Y. H. 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıyla 5 yıl denetime tabi tutulan Y. H. İle ilgili yeni iddialar gündeme geldi:
Meme Kanseriyle Savaşım Derneği (MemeKanDer) Dernek üyelerine hakaret, dernek mallarının iade edilmemesi ve bunların yeni kurulan dernekte kullanılması.
Mahkeme Kararı: Suç Sabit, Ceza Ertelendi
T.C. İzmir 37. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26 Haziran 2025 tarihli kararına göre, sanık Y. H. , TCK 207/1 uyarınca “resmî belgede sahtecilik” suçunu işlediği sabit görülerek 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkeme, sabıkasız geçmişi ve pişmanlık beyanını dikkate alarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verdi.
Sanık, 5 yıl süreyle denetim altında tutulacak.
Bu süre içinde herhangi bir yeni suç işlenmesi halinde ceza doğrudan infaz edilecek.
Kısacası: mahkeme suçun varlığını kabul etti, yalnızca cezanın infazını erteledi.
Yeni İddialar: Hakaret, Eşya İadesi ve Savcılık Süreçleri
Y.H. hakkında yalnızca sahtecilik kararı değil, dernekten ihraç edilmesinin ardından yaşanan yeni gelişmeler de kamuoyuna yansıdı.
Edinilen bilgilere göre, Meme Kanseriyle Savaşım Derneği (MemeKanDer) üyeleri, Y. H.’ün dernek toplantısı sırasında ,sosyal medya ve mesaj gruplarında meme kanseri olan hasta dernek üyelerine yönelik hakaret içerikli paylaşımlar yaptığını iddia edildi.
Bu nedenle dernek üyeleri tarafından ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.
Ayrıca, dernek yönetimi, Y. H.’ün ihraç edilmesinin ardından derneğe ait eşyaları iade etmediğini, hatta bu eşyaların yeni kurduğu “Su Kanseri Derneği” adlı yapıda kullanılmaya devam ettiğini belirtti.
Bu konuda da ayrı bir savcılık başvurusu ve soruşturma süreci başlatıldığı bildirildi.
Dernek yöneticileri, “Sivil toplumun itibarını zedeleyen bu davranışlara sessiz kalmayacağız” diyerek konunun takipçisi olduklarını açıkladılar.
Etik ve Ahlaki Boyut: Toplumun Güveni Sarsılıyor
Sivil toplum kuruluşları, toplumun en güvenilir yapıları olmalıdır.
Bağışlarla, gönüllü emeklerle, hasta bireylerin dayanışmasıyla ayakta dururlar.
Bir kişinin hem sahtecilikten ceza almış, hem de dernek üyelerine hakaret etmiş olması; üstelik dernek malını iade etmeden kullanmaya devam etmesi, bu güvenin temeline dinamit koymak demektir.
Etik olarak bu tablo, “sivil toplum liderliği” kavramıyla taban tabana zıttır.
Ahlaki olarak ise hasta bireylere yöneltilen hakaret, en büyük insanlık ayıbıdır.
Hukuki Boyut: Dernekler Kanunu’na Aykırılık Açık
5253 Sayılı Dernekler Kanunu,
zimmet, dolandırıcılık, sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından ceza alan kişilerin dernek yönetimlerinde görev almasını yasaklar.
HAGB kararı “kesinleşmiş mahkûmiyet” sayılmasa da, mahkeme “suç sabittir” diyorsa bu kişi artık “temiz sicil” statüsünde değildir.
Hele ki hakkında yeni suç duyuruları varken, bu kişinin bir derneği yönetmesi yalnızca etik değil, idari olarak da sakıncalıdır.
Bu noktada görev, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne düşüyor.
Dernek yöneticilerinin bu tür dosyalarıyla ilgili idari inceleme başlatılması, hem Dernekler Kanunu hem de kamu vicdanı açısından zorunludur.
Kamu Vicdanı Sessiz Kalmamalı
Bir dernek başkanı, kanser hastası kadınlara hakaret ediyor, dernek eşyalarını iade etmiyor, sahte belge düzenliyor ve ceza alıyor…
Sonra da yeni bir dernek kurarak aynı koltuğa yeniden oturuyor.
Bu, yalnızca hukuk boşluğu değil, vicdan boşluğudur.
Dernekler; çıkar gruplarının değil, toplumun yararına hizmet eden, güven temelli yapılardır.
O güven bir kez zedelendiğinde, artık hiçbir karar, hiçbir tabela o boşluğu dolduramaz.
Sonuç: Dernekler Hukukla Yönetilir, Vicdanla Temiz Kalır
Y. H. hakkında mahkeme kararı ortada:
Resmî belgede sahtecilik suçu sabit, ceza verilmiş, infaz ertelenmiş.
Üstüne gelen yeni suç duyuruları, hasta bireylere hakaret ve dernek malının iadesiz kullanımı, tabloyu daha da ağırlaştırıyor.
Dernekçilik, gönüllülükle yapılan en kutsal toplumsal iştir.
Bu görevi taşıyanların lekesiz olması gerekir.
Aksi hâlde, “yardım” adı altında dönen etik çöküş, sivil toplumun itibarını yerle bir eder.









Tüm İzmir bu kişiyi iyi tanıyor…Kendisi kanser hastası değil ama Memekander de başkandı.Her yerde oğlunu kullanan birisi